Erdoğan, Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliğine hazır bir ülke olduğunu belirterek, Türkiye'nin üyeliğini engellemeye çalışan ülkelere, "Kapıyı baştan açmamış olsaydın, kapıyı baştan niye açtın?" sorusunu yöneltti.
Erdoğan, Kafkaslar'da derinleşen bir krizin sadece bölgeyi etkilemekle kalmayacağını, başta AB olmak üzere tüm dünyayı etkisi altına alacağını ifade etti.
Erdoğan, AK Parti Dış İlişkiler Başkanlığı tarafından büyükelçilere verilen iftar yemeğinden konuştu.
Erdoğan, hangi dinden olursa olsun, hangi inanca, kültüre, dünya görüşüne sahip olursa olsun tüm insanların bir araya gelebilecekleri, konuşabilecekleri, anlaşabilecekleri ve uzlaşabilecekleri bir zeminin mutlaka bulunduğunu söyledi.
Erdoğan, sevgi, adalet ve merhametin aslında tüm medeniyetlerin ortak değerleri olduğuna işaret ederek, "Semavi dinler, dayanışmayı, yardımlaşmayı, hoşgörü ve kardeşliği vurgular. Evrensel değerlere vurgu yapar." dedi.
Türkiye'nin sahip olduğu renklilik, çeşitlilik, kültürel zenginlik dolayısıyla dünyaya bu mesajı en iyi verebilecek ülkelerden birisi olduğuna dikkat çeken Erdoğan, "Üç dinin, İslam'ın, Hıristiyanlığın ve Yahudiliğin ezgileri bu topraklarda kendilerine özgürce yankılanma alanı bulmuşlardır. Sadece Hatay'da değil, İstanbul, İzmir'de değil hemen her ilimizde, doğuda batıda, kuzeyde, güneyde farklı dinlerin, mezheplerin tam bir hoşgörü içinde birbirine saygı çerçevesinde olduklarını görürsünüz. Bu uzlaşmayı bozacak provakatif saldırıların toplum tarafından kınandığını müşahade etmişsinizdir. Bu topraklar Mevlana'yı yetiştiren topraklardır. 'Gel gel ne olursan ol yine gel, ister kafir, ister mecusi ister puta tapan ol yine gel. Bizim dergâhımız ümitsizlik dergâhı değildir, yüz kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel' 'Bu topraklar gelin tanış olalım, işi kolay kılalım, sevelim sevilelim dünya kimseye kalmaz' diyen Yunus Emre'yi yetiştiren topraklardır. Bizler de yüzyıllar öncesinden gelen mesajlara bütün kalbimizle sahip çıkıyoruz. Yeniden ve yeniden tüm dünyaya duyurmak için gayret gösteriyoruz. " şeklinde konuştu.
Erdoğan, medeniyetler ittifakının üç yıl önce kurulmuş olmasına rağmen bugün dostlar grubu çatışı altında 76 ülke ve 13 farklı uluslar arası örgütü barındırdığını, 90 katılımın bulunduğunu belirtti. Erdoğan, ittifakın gelecek nisan ayında yapılacak ikinci forum toplantısına büyük önem verdiklerini ve tüm ülkelerin etkin katılım ve desteğini beklediklerini kaydetti.
Erdoğan, Türkiye ve İspanya'nın kendi kültürlerinden, medeniyetlerinden, kendi tarihlerinden aldıkları birikim ve tecrübeyle bu girişimleri sürdürmeye devam edeceğine işaret ederek, "Bu çabalar medeniyetler arası çatışmaların beklendiği süreci tersine çevirecek, medeniyetlerin uzlaşmasına katkı sağlayacaktır. Türkiye olarak biz bu ideale gönülden inanıyoruz." diye konuştu.
"TÜRKİYE KİLİT GÖREVİ GÖRÜYOR"
Türkiye'nin, sıkça ifade edildiği gibi batının en doğusu, doğunun da en batısı olduğunu hatırlatan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Bu tanımlama Türkiye'nin sadece coğrafi konumunu değil, aynı zamanda medeniyetler, kültürler, dinler, diller arasında bir köprü konumunda olduğunu da ifade ediyor. Hatta köprü olmaktan öte Türkiye aynı zamanda bir kilit görevini görüyor. Türkiye'nin bu potansiyelini, zenginliğini kullanabilmek için 2002'den itibaren her alanda yoğun bir reform programını uygulamaya koyduk. Demokratikleşme ve insan hakları konusunda 6 sene öncesine göre kıyaslanamayacak bir konuma yükselmiştir. Reformlar AB katılım sürecine giden yolu açmıştır ve katılım sürecinde bu yolculuk devam etmektedir. Bizim bu sürece girdiğimiz kadar açma kapama diye bir anlayış yoktu. Açılır kapanırda ama sonra sadece açmak adeta böyle kuyudan kovayla su çekmeyi bırakın, attığınız o kova orada takılıp kalıyor. çıkarabilene aşk olsun o hale getirdiler. Bir taraftan faslı açmaya çalışıyoruz ve diyoruz ki bakın bu adil bir yaklaşım değil. Biz sizden iane istemiyoruz. Bizden öncekilere nasıl, hangi hakları tanıdıysanız bize de aynı hakları tanıyın. Bizi yük olarak görüyorsanız a da ayrı konu. Onu da bize açıklayın. Türkiye yük olmaya değil, yük almaya geliyor. Şu anda 1,5 milyarlık İslam dünyası Türkiye'nin AB sürecini izliyor, takip ediyor."
AB ÜLKELERİNE ELEŞTİRİ
"Yedi fasılda müzakereleri yürütüyoruz. İki faslın da Fransa'nın dönem başkanlığında açılmasını bekliyoruz." diyen Erdoğan, şöyle devam etti: "AB tarafının fasıllar konusunda bizimle aynı hızda olmadığını görüyoruz. Avrupa tarafının her dönem başkanlığında iki fasıl açmak gibi tavır benimsediğini, böylece süreci yavaşlattığını görüyoruz. Bu karşımıza çıkan ilk engel değil. Bütün bunlara rağmen Türkiye arzusunu, hevesini ortaya koydukça AB tarafından motivasyon, şevk kırıcı açıklamalar geldi. AB kriterlerine, standartlarına ulaşmak noktasında ülke olarak hiçbir çekincemiz, tereddütümüz yok. Samimiyetle buna yaklaşanlar Türkiye'nin bu noktada nerede olduğunu gayet iyi tespit, tescil ediyorlar."
"TÜRKİYE SORUMLULUĞUNU YERİNE GETİRİYOR"
Türkiye'de her bir kuruluşun, üzerine düşen sorumluluğu belirlediği takvim uyarınca yerine getirdiğini anlatan Erdoğan, "AB ülkesi kimi ülkelerden ne tür açıklamalar yapılırsa yapılsın, ne tür engellemeler çıkarılırsa çıkarılsın biz kendi düzenlemelerimizi yapıyoruz, yapmaya da devam ediyoruz. Bundan kârlı çıkacak olan aynı zamanda AB'dir." biçiminde konuştu.
Erdoğan, Türkiye olarak Suriye ile İsrail arasında Filistin ile İsrail arasında sorunların çözümü için yoğun gayret içinde olduklarına işaret ederek, konuşmasında şu noktaları vurguladı: "Tarafları gayet iyi tanıyoruz, anlıyoruz. Bölgeyi biliyoruz, tanıyoruz. Bölgesel barış ve istikrar için attığımız adımlarda tüm tarafların güvenine mazhar oluyor, samimi gayretlerimize içten karşılıklar buluyoruz. Kafkaslar krizinin çözümünde haftalardır mekik yürütüyoruz. Ortaya bir proje sunuyoruz. Kafkasya İstikrar ve İşbirliği Platformu ile orada yeni bir heyecan, dalga meydana getirelim istiyoruz. Biz tüm bunları birer imkân, avantaj olarak görüyoruz. Dünya barışına, uzlaşmaya katkı sağlamak üzere bu imkânları, bu avantajları harekete geçirmeye çalışıyoruz. AB küresel bir aktör haline gelmek istiyorsa, medeniyetler arasında bir ittifak adresi olmak istiyorsa, bir siyasi değerler bütünü olarak hareket edecekse, Türkiye birlikteki yerini mutlaka almalıdır. Türkiye'nin Balkanlar'da, Kafkaslar'da Ortadoğu'da üstleneceği roller dünya barışı için son derece önemlidir. Kafkaslar'da derinleşen bir kiriz sadece bölgeyi etkilemekle kalmayacak, başta AB olmak üzere tüm dünyayı etkisi altına alacaktır. Bakü-Tiflis-Ceyhan Petrol Boru hattı, Kars-Tiflis demiryolu projesi. Doğalgaz, Şahdeniz Projesi, Bakü-Tiflis-Erzurum hattını devreye aldık. Bütün bunlarla gerçekten önemli bir noktada bulunuyoruz. Türkiye, Gürcistan, Azerbaycan olarak bu bölgede herhangi bir sıkıntının yaşanması nereleri etki altına alacaktır. 'Bu kriz, beni etkilemiyor, beni ilgilendirmiyor' deme şansına sahip değiliz. Bu tür bölgesel krizlerin artık lokâl kalma şansı yok."
Türkiye olarak hiçbir zaman krizden yana olmadıklarını söyleyen Erdoğan, "Sayın Cumhurbaşkanı'nın Ermenistan ziyaretini bile farklı yerlere çekme gayretleri oldu. Çözümsüzlük yaratma gayreti içinde olan, hiçbir zaman ülkenin politikalarında çözüm üretememiş, çözüm teklifinde bulunamamış olan ana muhalefet anlayışı burada da kendini aynı şekilde ortaya koyuyor. Onlara göre çözüm her zaman çözümsüzlüktür. Bunu başarıyorlarsa netice alınmıştır demektir. Ama onlara biz bu memleketi bu haliyle bırakmayacağız. 10 yıllar boyunca çözüm bekleyen sorunların üzerine gitmeye devam edeceğiz." ifadesini kullandı.
Kıbrıs politikalarının eleştirildiğini söyleyen Erdoğan, "Kıbrıs'ı peşkeş çekiyorsunuz dediler, nedir diye sorduğunuz zaman cevap yok. Attıkları bir adım, yaptıkları bir katkı yoktu ki. Ne yapıldıysa bizim iktidarımız döneminde yapıldı. Bundan sonra da bu olumlu tavrımızı sürdüreceğiz. Kıbrıs'ta her zaman çözüm isteyen, çözüm bekleyen taraf biz olduk." görüşünü savundu.
Erdoğan, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üyeliği hazır bir ülke olduğunu vurgulayarak, "Avrupa Birliği'ne hazır bir ülke varsa o da Türkiye'dir. Diğerlerini burada AB'ye hazır bir ülke olarak göremezsiniz. Güney Kıbrıs'ın 650-700 bin nüfusu var. Türkiye geldiği zaman 70 milyonla gelecek. Tek enstrümanları bu. Tamamda, kapıyı baştan açmamış olsaydın, kapıyı baştan niye açtın? 5 milyon vatandaşımız şu anda Avrupa'da yaşamını sürdürüyor."
Bu videoya henüz yorum eklenmemiştir.